24 Ocak 2015 Cumartesi

TOM FORD PRİVATE BLEND



1-Tuscan Leather: Bu parfüm markanın en çok satanları arasında bildiğim kadarıyla. Tuscan Leather'ı hiçbir zaman deneme arzusuyla yanıp tutuşmadım ve bu kadar populer olması beni ondan uzaklaştırdığını söylemek isterim. Private Blend serisinden birçok parfümü deneme şansını yakaladım ve ilk denediğim parfüm Tuscan Leather oldu. Ben Tuscan Leather'ı beğendim. Hayatımın parfümü ya da bir sanat eseri diyemem ama yumuşak, ağır olmayan bir deri parfümü. Tenimde kalıcılığı ise oldukça etkileyici. Parfümü tenime sürdüm, saatlerce kokladım ve olumsuz bir tarafına rastlamadım. Farklı ya da mükemmel mi? değil. Ama bir yandan çekici bir şeyler var bu parfümde. Benim söyleyeceğim en olumsuz yanı fiyatı. Tüm samimiyetimle söylüyorum 945 lirayı ben bu parfüme vermem açıkçası.

2-Noir de Noir: Eğer ki yüksek bir fiyatı gözden çıkaracaksam her halde koleksiyondan Noir de Noire'ı alırdım. Gül kokularını çok seviyorum. Noir de Noir şahane bir gül parfüm benim için. Ayrıca bir miktar Francis Kurkdjian'ın Silk Mood'una benzettim ama ondan daha yumuşak, daha nazik ve kremsi bir parfüm. Noir de Noir yoğun değil hatta sessiz, ama aynı zamanda kalıcı bir parfüm. Bu parfümü kullandığımda muhtemelen kendimi çok mutlu ve iyi hissedeceğim. Kısaca Noir de Noir koleksiyondan en sevdiğim parfüm oldu.

3- Champaca Absolute: Champaca Absolute açılışı ile beni büyüledi. Farklı ve taze bir açılışa sahip olan Champaca Absolute bir süre sonra tenimde sıradan bir parfüme dönüştü. Pudralı kokulara karşı bir ön yargım yok ama bir süre sonra bebek pudrası gibi bir kokuya dönüştü. Kısaca aklımı başımdan aldığını söyleyemiyorum ki olumsuz olarak fiyat konusu gene buna dahil.

4-Nerofli Portofino: Neroli Portofino güzel güzel olmasına ama bu fiyata çok daha iyi alternatifler bulabilirsiniz. Frederic Malle Bigarde Concentree, Heeley Sel Marin, Miller Harris'in bazı kokuları ya da Hermes Eau d'Orange Verte ve aklıma gelmeyen birçok alternatif. Neroli Portofino burun kıvırıp geçtiğim bir parfüm ne yazık ki.

5-Lys Fume: Lys Fume çok güzel bir zambak parfümü. Bahar aylarında kullanılacak güzel bir seçenek. İçerik listesinde baharat notalarından bahsedilmiş ama beklediğimden daha temiz bir parfüm ile karşılaştım. Hatta mum gibi bir alternatifi olsaydı ortam kokulandırmasında Lys Fume şahane olabilir. Bir nevi meditasyon gibi bu parfüm. Zambak kokusunu seviyorsanız bu parfümü kesinlikle deneyin.

6- Atelier d'Orient Rive d'Ambre: Samimiyetle söylüyorum bu parfüm hayatımda kokladığım en kötü amber parfümü. Öncelikle bir amber parfümü değil, citrus kategorisinde bir koku olduğunu düşünüyorum. Parfümü koklarken sürekli tenimde amberi aradım ama o tenimde bir süre sonra çamlıca gazozu gibi kokmaya başladı. Bu parfüm için tek söyleyebileceğim kötü bir parfüm olduğu.

Koleksiyondan diğer denediğim parfümler Santal Blush, Oud Wood, Italian Cypress, Purple Patchouli beğendiğim parfümler oldu. Özellikle Santal Blush ve Purple Patchouli'yi beğendiğimi söylemek istiyorum.


1 Ocak 2015 Perşembe

Röportaj: Francis Kurkdjian


Parfümör Francis Kurkdjian ile Parfüm Hikayeleri için gerçekleştirmiş olduğumu röportajı okumak için http://parfumhikayeleri.com/post/106499474330/roportaj-francis-kurkdjian linkine tıklamanız yeterli. 

14 Aralık 2014 Pazar

La Fille de Berlin By Serge Lutens


Notalar:  Biber, gül

Gül parfümleri ile aram her zaman iyi olmuştur. Gül kokan her şeye karşı bir zaafım var. Ama piyasada iyi harmanlanmış, farklı gülleri bulmak kolay değil, bulunsa bile ucuz değil. Ben saf gül kokan parfümleri sevsem bile güle yakın ama bir o kadar uzak tasarımları tercih ediyorum. Frederic Malle'in Portrait of a Lady en sevdiğim gül parfümü. Ormonde Jayne Ta'if, Frederic Malle Noir Epices, Caron Parfum Sacre, Andy Tauer İncense Rose ve Une Rose Cypree, Lumiére Noire Pour Femme diğer favori gül parfümlerim. Lumiére Noire Pour Homme kesinlikle denediğim en zarif gül parfümlerinden biri ama ben daha çok baharatlarla ve tütsülerle harmanlanmış örnekleri tercih ediyorum. Ama yazın bir gül parfümü kullanmak istersem Pour Homme ilk tercihim oluyor. Ayrıca birçok kişi parfümün animalik olduğundan dem vuruyor ama Absolue Pour Le Soir'da oldukça güzel, balla tatlandırılmış bir tütsülü gül parfümü. Serge Lutens , baharatlı şipre Rose de Nuit ve kremsi Sa Majeste La Rose parfümünden sonra gül parfümü olarak La Fille de Berlin'ı piyasaya sürdü. La Fille de Berlin'ı ilk denediğimde ise aklıma aniden Frederic Malle'in Une Rose geldi. Birbirine benzer bu iki parfümden Une Rose; La Fille de Berlin'dan daha parlak, daha yeşil bir form kazanırken, La Fille de Berlin neredeyse başladığı gibi tende varlığını sürdürüyor. İçeriğinde biberden bahsedilmiş. Diğer notalar hakkında herhangi bir bilgi bulamadım.

La Fille de Berlin, hafif tatlı, çok baharatlı değil, karanlık bir parfüm de değil ama biraz hüzünlü, dramatik bir parfüm. Hatta ben tenimde bu parfümü biraz nemli bulduğumu söylemek isterim. Yağmurlu havada kullandığımda oldukça zevk almıştım. Kalıcılığı ise oldukça iyi. Ben bütün gün üzerime varlığını hissettim ve hatta oldukça güzel övgüler aldım. Bu parfümü tanımlamak istersem, tatlı-baharatlı gül parfümü diye tanımlayabilirim. Ama kesinlikle çok tatlı, ya da baharatlı değil. Gül oldukça fark edilir ve dominant bir karaktere sahip kullanılan notalar arasında. 

La Fille de Berlin hem erkeklerin hem de bayanların kesinlikle denemesi gerektiğini düşündüğüm bir parfüm. Ayrıca bir erkeğe yakışacak en güzel çiçeğin gül olduğunu düşünüyorum ve bu parfümü gül seviyorsanız eğer şiddetle öneriyorum. Gül sevmiyorsanız eğer muhtemelen tarzınız olmadığını düşünerek eleyeceksiniz. 


10 Aralık 2014 Çarşamba

Aqua Allegoria Pamplelune by Guerlain


Notalar: Bergamot, greyfurt, neroli, limon ağacı yaprağı, frenk üzümü yaprağı, paçuli, vanilya

Bu parfüm için ne söylesem az. O'nu ilk defa hava alanında denedim. Önce bir oku kartının üzerine sıktım. Denediğim diğer ağır parfümlerden yorulan burnum onu tam anlayamadı. Daha sonra üzerime, özellikle giysilerimin üzerine sıktım ve 4 saatlik uçak yolculuğum bana dünyanın en güzel yolculuğu oldu. Aqua Allergoria Pamplelune giysime sıktığım zaman mağazadan ayrılmış ve uçağın kalkacağı salona doğru yönelmiştim. Bekleme esnasında Fransız biriyle muhabbete dalmış ama bir yandan aklım burnuma gelen güzel kokuya takılmıştı. Ona "parfümünün ismi ne" diye sorduğumda, "ben parfüm kullanmıyorum" cevabını aldığımda parfümün benden geldiğini sonradan fark etmiştim. Bu arada küçük bir bilgi: Fransızlar kokusal anlamda oldukça zengin bir palete sahipler, yani bir markete gittiğinizde paçuli, amber, misk ya da tütsü gibi tekil parfümlerle karşılaşıyorsunuz. Hatta Molinard'ın kokularına bile rastlamıştım marketlerinde. Ama sanıldığının aksine çok parfüm kullanmayı seven bir millet değil. Bir İngiliz arkadaşım "onlar yapıyorlar, bize satıyorlar" demişti. Parfüm kullanan Fransız erkeklerin parfüm seçimleri genelde portakal çiçeği ve temiz misk kokuları olurken kadınlar daha şekerli parfümleri tercih ediyor. 


Aqua Allegoria Pamplelune'a hayatımda kokladığın en samimi, en güzel parfümlerden biri. Yani bu parfümü ne zaman denesem, mükemmel bir bahar ayında yüzüme vuran hafif güneş ışığını, muhteşem güzellikte, mis gibi kokan meyve ağaçlarını, yemyeşil bahçeleri hayal ediyorum. Parlak, kremsi ve kesinlikle farklı bir parfüm. Önceleri Greyfurta karşı nötrdüm ama artık ne zaman bu notayı içeren bir parfüm görsem onu deneme arzusuna kapılıyorum. En sevdiğim şaraplardan biri olan Rose'u artık greyfurt şurubuyla içer oldum bu parfüm sayesinde.  

Bir parfüm severinde dediği gibi Aqua Allergoira Pamplelune şişe içerisinde bir gün ışığı. 

23 Kasım 2014 Pazar

Paprika Brasil by Hermes


Notalar: Yenibahar, paprika, karanfil, iris, yeşil notalar, muhabbet çiçeği, ağaç notaları

Paprika Brasil Hermes'in en az sevdiğim ve beni en az etkileyen parfümü. İlk denediğimden beri bu parfümü bir ten parfümü olarak düşünemedim ve hala aynı düşüncedeyim. Numunesi elimde iki yıldan beri mevcut ama belki bir veya iki kez denemişimdir. Öncelikle ismi gibi bir biber kokusu. Aslında ben biber notasının sıcaklığını parfümlerde seviyorum ama sadece biber gibi kokmak istemem mesela. Hatta parfümün kokusunu şöyle tarif edebilirim: Özellikle pizzacılarda pizza ile verilen ve içinde kekik, biber, kimyon gibi birçok baharatı içeren bu karışımın kokusu parfüm olsa Paprika Brasil olurdu. Ayrıca iris notasından bahsedilmiş ve hatta yeşil notalar kullanılmış ama varla yok arasında. Muhabbet çiçeğini hayatımda ilk defa duydum nasıl koktuğu hakkımda hiçbir fikrim yok. Parfümün kalıcılığı yüksek değil ve zaten ilk 10 dakikadan sonra parfüm tende oldukça hafifliyor. Hatta bu durum bu özel serinin genelinde var. Fiyatı oldukça yüksek, özellikle Türkiye'de. Ben bu parfümü bir türlü sevemedim ve son olarak Paprika Brasil benim için büyük hayır.

16 Kasım 2014 Pazar

Flower of Flowers: Ylang ylang


MG Gülçiçek firmasının yeni sayısı için yazmış olduğum yazı. Derginin tamamını okumak istiyorsanız bu linke tıklayabilirsiniz: http://petalsmagazine.com/

15 Kasım 2014 Cumartesi

L'orpheline by Serge Lutens

                         


NOTALAR: Tütsü, misk

L'orpheline Serge Lutens'in en son çıkan parfümlerinden biri. Çıktığı gibi tartışmalara sebep olmuş, insanlar tarafından anlaşılmamış, kimisi tarafından nefret edilmiş,kimisi tarafından aşık olunmuş bir parfüm. İçerik olarak sadece tütsü ve miskten bahsediliyor ama eminim çok çok daha fazlası mevcut L'orpheline'ın içinde. Bu yazıyı yazarken bileğime bir miktar bu parfümü sürdüm. Birkaç kez onu kullanmıştım ama aklımda pek bir şey kalmadığı için tekrar deneme ihtiyacı hissettim. Parfümü koklar koklamaz aklıma hemen Serge Noir geldim. Serge Noir gibi karanlık, ondan daha tatlı ve daha yumuşak. Parfüm ilk 10 dakikadan sonra çok farklı bir boyuta geçiyor ve daha tatlı ve baharatlı kokuyor. Tütsü notası genelde karşılaştığımız dumansı haliyle değil ama parfümün her aşamasına hakim. Misk notası ayrıca oldukça baskın ama animalic değil. Sanki kirli bir şeyler var bu parfümde ve miskle temizlenmiş gibi. Doğrusu ben bu parfümü anlamakta güçlük çekiyorum. Sevip sevmediğimi de bilmiyorum. Onu ilk üzerime sıktığımda çok sevdim ama ikinci kullanışımda fazla melankolik buldum ve sevmekten vazgeçtim. Şuan kokluyorum ve beni etkilediğini söylemek isterim ama aşık olduğumu söyleyemem. İçerik olarak belki bir miktar karanfil, vanilya ve bir miktarda muskat. Serge Lutens son zamanlarda daha da sıra dışı parfümlere imza atıyor. L'incendiaire, L'orpheline gibi son çıkan sıra dışı parfümlerinden biri.